Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayiinde attığı en dikkat çekici adımlardan biri, su altı harp teknolojilerinde yerlilik oranını artırmaya yönelik çalışmalar oldu. Bu alanda öne çıkan projelerden biri de Türk savunma şirketi DATUM tarafından geliştirilen Sinarit isimli insansız mini denizaltı projesidir. Tamamen yerli mühendislik yaklaşımıyla geliştirilen bu platform, yalnızca bir araç değil; aynı zamanda Türkiye’nin denizaltı tasarımı, sertifikasyonu ve su altı operasyon kabiliyetleri açısından ulaştığı teknolojik seviyenin de önemli bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir.

SİNARİT Modüler Faydalı Yüklü Büyük Ölçekli İnsansız Sualtı Aracı’nın ortaya çıkışı aslında uzun yıllara yayılan zorlu bir geliştirme sürecinin sonucudur. Projenin temelleri 2012 yılında, dönemin Savunma Sanayii Müsteşarlığına yapılan ilk başvurularla atıldı. O dönem oldukça iddialı görülen “yerli mini denizaltı” fikri, yıllar boyunca teknik geliştirmeler, tasarım doğrulamaları ve güvenlik testleriyle şekillendi. Nihayet 2021 yılında projenin resmi olarak onay almasıyla birlikte çalışmalar hız kazandı ve Türkiye’de ilk kez tamamen yerli tasarıma sahip, yabancı danışman desteği olmadan geliştirilen bir mini denizaltı başarıyla suya indirildi.
DATUM’un geliştirdiği bu platformun en dikkat çekici yönlerinden biri, yalnızca gövdesinin değil; motorundan kontrol sistemlerine kadar neredeyse tüm bileşenlerinin yerli olarak üretilmiş olmasıdır. Şirketin geliştirdiği insanlı çok amaçlı mini denizaltı, aynı zamanda Sinarit için bir teknoloji demonstrasyonu işlevi gördü. Bu süreçte Türk Loydu tarafından yürütülen klaslama ve sertifikasyon faaliyetleri sayesinde Türkiye’de ilk kez bir mini denizaltının tasarım doğrulama, güvenlik ve dalış testleri yerli standartlarla tamamlanmış oldu. Bu durumun, gelecekte geliştirilmesi planlanan MİLDEN projesi açısından da önemli bir deneyim oluşturduğu ifade edilmektedir.
Sinarit, insanlı mini denizaltı platformuyla aynı boyutlarda geliştirilmiş olsa da içerisinde personel bulunmaması nedeniyle çok daha geniş bir faydalı yük kapasitesine sahip olacak şekilde tasarlanmıştır. İnsan yaşam destek sistemleri için ayrılması gereken alanların kaldırılması, platformun adeta “sualtı kamyoneti” gibi kullanılabilmesini sağlamaktadır. Yaklaşık 3,8 metrelik gövde hacmi, farklı görev modülleriyle doldurulabilecek şekilde planlanmıştır. Bu sayede vurucu drone sistemleri, mayın taşıma, füze konuşlandırma, elektronik istihbarat, sonar taraması, su altı keşif görevleri veya SAT komandolarına destek gibi çok farklı görevler için özelleştirilebilmektedir.

Sinarit’in geliştirilmesindeki temel amaçlardan biri, su altında fark edilmeden hareket edebilen düşük izli bir platform ortaya koymaktır. Elektrikli tahrik sistemi sayesinde oldukça sessiz çalışan araç, hem aktif hem de pasif sonar sistemlerine karşı düşük görünürlük sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Platformun dış yüzeyinde kullanılan özel kompozit kaplama, sonar sinyallerini absorbe ederek geri yansımasını azaltmaktadır. Böylece düşman sonar operatörlerinin aracı tespit etmesi son derece zor hale gelmektedir. Özellikle modern deniz savaşlarında görünmeden hareket edebilme yeteneği, Sinarit’i stratejik açıdan önemli bir platform konumuna taşımaktadır.
Bu aracın sağlayacağı en büyük avantajlardan biri, radar veya uydu sistemleri tarafından izlenemeden kritik bölgelerde görev yapabilmesidir. Hava araçları radar riski taşırken, su üstü platformlar hem radar hem optik sistemlerle takip edilebilir durumdadır. Ancak Sinarit gibi küçük ve sessiz bir insansız denizaltı, suyun altında ilerlediğinde tespit edilme ihtimali ciddi ölçüde düşmektedir. Bu durum, özellikle boğazlar, liman girişleri, enerji hatları ve kritik deniz ticaret yollarında büyük avantaj sağlayabilir.
Platformun taşıyabileceği faydalı yük seçenekleri oldukça dikkat çekicidir. Sinarit’in, farklı kombinasyonlarla toplam 12 mayın taşıyabildiği; ayrıca ASELSAN tarafından geliştirilen Mercan sistemi gibi su üstüne çıkabilen keşif ekipmanlarını taşıyabildiği belirtilmektedir. Bunun yanında Meteksan Savunma tarafından geliştirilen sentetik açıklıklı sonar sistemleriyle deniz tabanı taraması, mayın tespiti ve batimetrik araştırmalar gerçekleştirebileceği ifade edilmektedir. Gerekli durumlarda su altına bırakılan ROV sistemleriyle mayın imhası veya detaylı inceleme görevleri de yapılabilmektedir.

Faydalı Yük Konfigürasyonları
- 2 adet güdümlü mermi
- 12 adet mayın
- 40 adet FPV drone
- 40 adet sabit kanatlı gezici mühimmat
- 30mm otomatik top ve 250 adet yüksek patlayıcı mühimmat
- Optronik ISR sensör paketi
- SAS + ROV mayın karşı harbi
- Seyir füzesi
- Hava savunma füzesi
11.5 metrelik Sinarit yalnızca bir operasyon platformu olarak değil, aynı zamanda test ve doğrulama aracı olarak da kullanılacaktır. Türkiye’nin geliştirdiği yeni nesil denizaltı sistemlerinin, mevcut aktif denizaltı filosunu meşgul etmeden gerçek deniz ortamında test edilmesi için uygun bir altyapı sağlayacaktır. Bu yaklaşım, hem maliyetleri düşürmekte hem de yeni teknolojilerin daha hızlı şekilde doğrulanmasına imkân tanımaktadır.
İlk test süreçlerinde güvenlik nedeniyle araç insansız modda kullanıldı. Denizaltı, bir yüzer vinç yardımıyla kontrollü biçimde su altına indirilerek sistem testlerinden geçirildi. Bu aşamada dümenler, pervaneler ve sızdırmazlık sistemleri test edilirken herhangi bir insan hayatı riske atılmadı. Aynı zamanda bu süreç, Sinarit’in otonom ve uzaktan kontrol yazılımlarının geliştirilmesi açısından da önemli bir deneyim sağladı.

Teknik Özellikleri
- Uzunluk: 11.5 metre
- Genişlik: 2.18 metre
- Yükseklik: 2.21 metre
- Deplasman: 18 metrik ton
- Dalış Derinliği: >100 metre (2000 metre opsiyonel)
- Seyir Sürati: 4 knot
- Şnorkel Sürati: 8 knot
- Maksimum Sürat: 12 knot
- Sia: 400 deniz mili (şnorkel opsiyonel)
- Mürettebat: Yok
- Muhabere: VHF, HF, SATCOM
- Navigasyon: GNSS, INS + DVL
- Sevk: 30 kW elektrikli tahrik sistemi
- Güç Kaynağı: LiFePO batarya
Genel Özellikleri
- Tam elektrikli tahrik sistemi
- Düşük akustik iz kabiliyeti
- Aktif ve pasif sonar sistemlerine karşı düşük görünürlük
- Kompozit sonar emici dış kaplama
- Modüler faydalı yük taşıma altyapısı
- Uzaktan kontrol ve otonom görev kabiliyeti
- Su altından mayın taşıma ve bırakma yeteneği
- Sonar, keşif ve istihbarat sistemleri entegrasyonu
- ROV destekli mayın imha operasyonlarına uygun yapı
- SAT görevlerine destek verebilecek operasyonel esneklik
- Tamamen yerli ve milli tasarım anlayışıyla geliştirildi
- Motor ve temel sistemleri yerli üretim
- Türkiye’nin ilk yerli mini denizaltı klaslama deneyimlerinden biri
- Çok amaçlı görev konseptiyle tasarlandı
- Test platformu ve operasyon platformu olarak çift kullanım amacı taşıyor
- Asimetrik deniz harp görevlerine uygun yapı sunuyor
- Düşük maliyetli ve hızlı üretilebilir konsept hedefleniyor
- Taşınabilir ve mobil kullanım yaklaşımıyla geliştiriliyor
- Farklı görev paketleriyle yeniden yapılandırılabiliyor
DATUM’un geliştirmeyi planladığı diğer platformlar arasında yer alan Gurnard ,Trança ve Datum DCS mini denizaltıları, Türkiye’nin yalnızca klasik denizaltı konseptlerine değil; yeni nesil asimetrik deniz harbi anlayışına da hazırlandığını gösteren projeler arasında değerlendiriliyor. Özellikle deniz yatağı harbi, sabotaj operasyonları, özel kuvvet intikali ve kritik altyapı güvenliği gibi alanlarda ortaya çıkan yeni tehditler, bu tip kompakt ve düşük görünürlüklü platformların önemini ciddi ölçüde artırmış durumda.

Yaklaşık 9 metre boyunda geliştirilen GURNARD Derin Deniz Yatağı Harp Denizaltısı, adını deniz tabanında hareket eden kırlangıç balığından alıyor. Araç, özellikle su altı kabloları, enerji hatları ve kritik deniz altyapıları üzerinde görev yapmak amacıyla tasarlanmış özel bir platform olarak öne çıkıyor. Kuzey Akım boru hattı sabotajı sonrasında deniz yatağı operasyonlarının stratejik önemi dünya genelinde daha fazla gündeme gelirken, Gurnard benzeri araçların gelecekteki hibrit savaş konseptlerinde önemli roller üstlenebileceği değerlendiriliyor.
Platformun en dikkat çekici özelliklerinden biri, standart SAT intikal araçlarından farklı olarak dış basınca dayanıklı bir yapıya sahip olmasıdır. Bu sayede araç içerisindeki personel, yüksek derinliklerde doğrudan dış basınca maruz kalmadan operasyon gerçekleştirebiliyor. Denizaltılardan ayrılarak çok sığ veya çok derin bölgelere ilerleyebilen araç, klasik denizaltıların erişemediği alanlarda görev yapabilecek şekilde geliştiriliyor. Gurnard’ın yaklaşık 1000 metre derinliğe kadar operasyon icra edebilmesi hedefleniyor. Bu kapasite, onu yalnızca askeri görevler için değil; su altı inceleme, kurtarma, teknik müdahale ve kritik altyapı kontrol görevleri açısından da dikkat çekici hale getiriyor.
Teknik Özellikleri
- Uzunluk: 9 metre
- Genişlik: 1.8 metre
- Yükseklik: 2.2 metre
- Deplasman: 12 metrik ton
- İntikal: Islak ve kuru
- Islak İntikal Derinliği: >50 metre
- Dalış Derinliği: >1000 metre
- Seyir Sürati: 4 knot
- Maksimum Sürat: 6 knot
- Sia : 100 deniz mili
- Mürettebat: 2 operatör (SAT personeli)
- Sevk: 2x12kW elektrikli tahrik sistemi
- Mühimmat: 2 adet mayın
- Sensörler: Yan tarama sonar, ileri bakışlı sonar

DATUM’un üzerinde çalıştığı bir diğer dikkat çekici platform ise yaklaşık 20 metre uzunluğa sahip Trança Çok Amaçlı Mini Taarruz Denizaltısıdır. Şirketin “amiral gemisi” olarak tanımladığı bu platform, kompakt boyutlarına rağmen oldukça yüksek operasyonel kapasite sunacak şekilde tasarlanıyor. Geleneksel büyük denizaltılardan farklı olarak mobil kullanım anlayışıyla geliştirilen Trança’nın, kamyonlarla taşınabilecek veya hangar tipi tesislerde saklanabilecek boyutlarda olması hedefleniyor. Bu yaklaşım, özellikle modern savaş ortamlarında sabit liman ve tersanelerin füze saldırılarıyla kolay hedef haline gelmesi nedeniyle stratejik önem taşıyor.
Trança’nın en dikkat çekici yönlerinden biri, ağır silah taşıma kapasitesidir. Platform üzerinde iki adet ağır tip torpido kovanı bulunması planlanıyor. Bu kovanlardan yerli üretim Akya torpidoları veya Akata kapsülleri kullanılabileceği belirtiliyor. Ayrıca toplamda 10 adet mayın taşıyabilme kapasitesine sahip olması hedefleniyor. Bu durum, platformu yalnızca keşif veya özel kuvvet aracı olmaktan çıkararak doğrudan taarruz görevlerinde kullanılabilecek silahlı bir mini denizaltı haline getiriyor.
Araç aynı zamanda SAT komandoları için kuru tip intikal sistemiyle dikkat çekiyor. Gövde içerisinde yer alan özel üstüvane bölümü sayesinde altı SAT personelinin yaklaşık 400 mil mesafeye kadar kuru ve dinlenmiş halde taşınabileceği ifade ediliyor. Operasyon bölgesine ulaşıldığında komandoların denizaltıyı terk ederek görev icra edebilmesi planlanıyor. Bu yapı, Trança’yı klasik mini denizaltılardan ayıran en önemli özelliklerden biri olarak görülüyor.
Teknik Özellikleri
- Uzunluk: 20 metre
- Genişlik: 2.8 metre
- Yükseklik: 3.6 metre
- Deplasman: 60 metrik ton
- Dalış Derinliği: >250 metre
- Seyir Sürati: 4 knot
- Şnorkel Sürati: 8 knot
- Maksimum Sürat: 12 knot
- Batarya Siası: 400 deniz mili
- Şnorkel Siası: 2000 deniz mili
- Mürettebat: 4 operatör + 6 SAT personeli
- SAT İntikali: Kuru intikal, koferdamdan çıkış
- Muhabere: VHF, HF, SATCOM
- Navigasyon: GNSS, INS + DVL
- Sevk: 50 kW elektrikli tahrik sistemi
- Güç Kaynağı: 400 kW dizel jeneratör ve LTO batarya
- Mühimmat: 2 adet torpido/güdümlü mermi veya 10 dip mayını/4 dalgıç taşıtı

DATUM DCS (Dry Combat Submersible) Kuru İntikal Muharebe Denizaltısı, özellikle SAT komandolarının gizli intikal görevleri için tasarlanan 11.5 metrelik özel bir mini denizaltı konsepti olarak öne çıkıyor. “Kuru intikal” ifadesi, personelin görev bölgesine ulaşana kadar suyla temas etmeden, kapalı ve basınç kontrollü bir bölüm içerisinde taşınmasını ifade ediyor. Bu sayede komandolar, uzun mesafeli operasyonlarda yorgunluk, hipotermi veya fiziksel performans kaybı yaşamadan görev bölgesine ulaşabiliyor.
Platformun temel amacı; özel kuvvet unsurlarını düşman radarlarına, sonarlarına veya uydu sistemlerine yakalanmadan kritik bölgelere ulaştırmak. Küçük boyutlu, düşük akustik izli ve yüksek hareket kabiliyetine sahip olması planlanan DCS konsepti; liman baskınları, sabotaj görevleri, kıyı keşfi, su altı infiltrasyonu ve stratejik tesis operasyonları için geliştiriliyor. Araç aynı zamanda mevcut denizaltılarla entegre çalışabilecek şekilde düşünülüyor. Böylece ana denizaltı su yüzüne çıkmadan SAT timleri görev bölgesine gizlice sevk edilebiliyor.
DATUM’un geliştirdiği diğer mini denizaltı projelerinde olduğu gibi DCS konseptinde de düşük görünürlük ve mobil kullanım ön planda tutuluyor. Elektrikli tahrik sistemi, sessiz seyir kabiliyeti ve özel kompozit kaplama teknolojileri sayesinde aktif ve pasif sonar sistemlerine karşı düşük iz bırakması hedefleniyor. Bu yaklaşım, modern deniz harp konseptlerinde giderek önem kazanan asimetrik operasyon ihtiyaçlarına doğrudan cevap veren bir yapı sunuyor
Teknik Özellikleri
- Uzunluk: 11 metre
- Genişlik: 1.8 metre
- Yükseklik: 2.2 metre
- Deplasman: 21 metrik ton
- Dalış Derinliği: >100 metre
- Seyir Sürati: 4 knot
- Maksimum Sürat: 15 knot
- Sia: 200 deniz mili
- Mürettebat: 2 operatör + 6 SAT personeli
- Muhabere: VHF, HF, SATCOM
- Navigasyon: GNSS, INS + DVL
- Sevk: 20 kW elektrikli tahrik sistemi
- Güç Kaynağı: LTO batarya
- Faydalı Yük: 2 adet dalgıç taşıtı
- Sensörler: Yan tarama sonar, ileri bakışlı sonar
- Lojistik: 40 fit konteyner, A400M nakliye uçağı, havuzlu gemi
Geliştirilen mini denizaltılar, Türkiye’nin savunma sanayiinde yalnızca kara, hava ve insansız hava araçlarında değil; denizaltı teknolojilerinde de bağımsız hareket edebilecek seviyeye ulaşma hedefinin önemli örneklerinden biri olarak görülüyor. Sessiz hareket kabiliyeti, modüler yapısı ve düşük görünürlük özellikleriyle geleceğin deniz harp konseptlerinde önemli roller üstlenebilecek bu platformlar, aynı zamanda Türkiye’nin su altı mühendisliği alanında edindiği yeni bilgi birikiminin de somut bir ürünleri niteliğini taşıyor.